KurumCell - Son Zamanlarım.
2002 yılının sonlarına doğruydu, henüz ülkemizde kurumlar için toplu sms gönderme imkânlarının hemen hemen hiç bilinmediği bir dönemde, bir gün internet üzerinden sms gönderme ve gönderen kimliği olarak da bir isim yazma merakımdan araştırmaya başladığım sms sistemleri ilgimi iyice çekmeye başlamıştı.
Zamanla sistemi ticari olarak nasıl kullanabilirim, neler üretebilirim diye düşüneye bağladığım sıralarda, projem yavaş yavaş şekillenmeye başladığında ” madem kurumlara hizmet vermeyi planlıyorum o zaman markam KurumCell olsun” düşüncesi ile KurumCell markasını tescil ettim.
Büyük heveslerle başladığım KurumCell in başına aynı sene gelmeyenler kalmadı. Çözüm ortaklığı şeklinde çalıştığım bir Türk firması tarafından dolandırıldım. Hakkımı mahkemeler de aradım. Üzüldüm, intikam aldım vs KurumCell bu günlere geldi.
Mahkemelerimiz halen devam etmekte. Dolandırıcılık suçundan şikayetçi olduğum firma yetkilisi 3.5 sene süren yargılama sonunda 3 kere değişik üniversitelerden hakkına 8 de 8 kusur belirtilmesine rağmen davaya yeni atanan hâkim ve savcılarımızın 3 senedir alınan tüm bilir kişi raporlarında suçun işlendiğinin sabit olduğu raporlarının aksine 2 duruşmaya girerek olayı anlayıverdiler ve beraatına karar verildi. Bir önceki savcı esas hakkında ki mütalaasında delillerden de anlaşıldığı üzere suçu işlediği sabit olmuş ve cezalandırılmasını talep etmişti.
Hem hâkim hem savcı aynı anda değişti ve Şişli 7. Asliye Ceza mahkemesi bu kararı verdi.
Tabi daha önce alınan tüm bilir kişi raporlarında suçun işlendiği 8 de 8 kusur bildirilerek tespit edilmesine rağmen mahkemeye açıktan kendi tanıdıklarından aldıkları ve takdim ettikleri hikâyeden uzaman raporuna göre çelişkinin düzeltilmesini bile istemeden beraat ettirmesi davayı Yargıtay’a taşıdı.
Dosya bir senedir Yargıtay da incelenmekte.
Şimdi şu mahkeme tam olarak sonuçlansın, konuyu detayı ile anılarım adı altında anlatırım.
Dolandırıcılık suçundan bilgisayarlarına el koyulmuş, şifreleri savcının emrine rağmen vermediği için tutuklama kararı çıkmış ve son saat içinde vererek tutuklanmaktan kurtulmuş, Mahkeme koridorlarında kadın bir avukatın önünde göz yaşları içinde kalmış, günlerce evine gitmediği için bembeyaz gömleği simsiyah olmuş beni dolandırdığını iddia ettiğim o sanığın başına neler gelmiş, minnet ettiği 3 kuruş onlara nelere maal olmuş vs detaylarını anılarım altında yayınlamayı düşünüyorum. J
Nerde kaldık, KurumCell o sıralarda siyasi partilere toplu sms hizmeti veriyor.
28 Mart yerel seçimlerinin yapılmasına bir ay kalmış. Aklıma bu yazı şeklinde gönderilen mesajların sesle gönderilip gönderilemeyeceği geldi.
Kısa sürede projelendirip Ak parti Sultanbeyli ilçe teşkilatına sundum ve seçime 4 gün kala projeye onay verildi.
Sultanbeyli’nde ki 60 bin ev ve iş yeri aranacak ve o zaman aday olan şimdiki belediye başkanımız Sn. Alaattin ERSOY bey’in seçmene davet mesajı dinletilecekti.
Kararsız seçmenleri etkilemeye yönelik geliştirdiğim projem sadece kâğıt üstündeydi ve onayı aldığımda gece 2 idi. :)
Apar topar delphi ile auto dialer programını yazdım. Ama sorun vardı Dialogic kart bulamıyordum, Amerika’dan sipariş etsem ancak seçim bitince gelirdi.
Mecburen 20 hat ile çalışacak 20 bilgisayar topladım ve merkezi bir sistem ile yönetip seçime kadar mesajı analog hatlar üzerinden toplu arama yaparak 42 bin ev ve iş yerine dinletebildim.
Sonuç beklenilen gibi oldu ve anketlerin aksine kararsız seçmenler oyunu Saadet partisinin güçlü adayı Sn Ali Nabi KOÇAK yerine Alaattin ERSOY bey’e vermişti.
Kesinleşmesi sabaha doğru oldu ve sabahın erken saatlerinde ilk tebrik ve teşekkür telefonlarını aldım.
Kâğıt üzerinde ki projem 1 günde yazılıp, test bile edilemeden apar topar toplanan PC ler ve çekilen hatlar ile pratiğe dönüşmüş ve Sultanbeyli telefonlar ile çalkalanmıştı.
SMS işinden de soğumuştum. Kendime, önümüzdeki yapılacak olan 2007 millet vekilliği seçimlerinde bu sistemi daha profesyonel yapabilmek ve hatta Türkiye de bu sistemlerde en büyük olma sözü verdim ve mahkeme yolların döktüğüm paracıklarımı geri kazanmak için, hem yeni projeler geliştirdim hem de bir kaç firmaya danışmanlık yaparak geçimimi sağladım.
2007 Seçimleri geldi çattı, ancak birkaç önce büyük sıkıntılar atlatmış ve bir rahatsızlıktan yeni ayağa kalkabilmiştim.
Hamd olsun. Bu gün KurumCell Türkiye’de sesli arama projelerinde en büyük referansa sahip tek firma oldu.
Rakiplerim çoğalmıştı. Ama kendi çapında bir kaç bin ya da hepsini toplasanız bir kaç yüz bin telefon araması yapabildiler.
KurumCell bu seçimler de Başbakanımız Sn Recep Tayyip ERDOĞAN ve Cumhurbaşkanımız Sn Abdullah GÜL bey’in birer dakikalık ses kayıtlarını alarak Türkiye genelinde 1 milyondan fazla ev ve iş yerine bu mesajları dinletebildi.
Toplam da 3 milyon un üzerinde seçmen aratıldı. Meşgul ve cevap vermeyenler, bozuk telefonlar 15 gün içinde elenerek 1 milyon dan fazla ev ve iş yerine mesajlar başarı ile dinletilebildi.
Aynı seçim içinde Saadet Partisi Genel başkasını Sn Recai Kutan Bey de bir dakikalık ses kaydını doldurup kendi seçim bölgesi olan İstanbul Anadolu yakası tuzla bölgesinde dinletti.
Gazeteci Emin ÇÖLAŞAN beyefendi bizleri tanımadığı için arkamızdan ileri geri konuşarak bizi nerdeyse vatan haini ilan edecekti yazılarında.
Emin ÇÖLAŞAN 15 Temmuz 2007 Hürriyet Gazetesin de aşağıdaki köşe yazısını yazmıştı;
Ankara’da telefon rezaleti
DÜN Ankara mitingi vardı, belediye işçilerine ve öteki personele sözlü emir verildi:
“Hepiniz katılmak zorundasınız. Miting kalabalık olmalı.”
Katılmayan başına ne geleceğini biliyordu! Hepsi katıldı.
Dahası var. İki günden beri Ankara’da on binlerce ev ve işyerinin (bizim gazetenin santralı dahil) gece gündüz demeden telefonu çalıyor. “Alo” diyorsunuz. Karşınızda banttan okuyan bir ses. Başbakan sesi!
“Ben Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Muhterem vatandaşım, sizi pazar günü Ankara’da düzenlediğimiz AKP mitingine bekliyorum…”
Bizim İsmet Solak cuma gecesi saat 24.00′te beni evden aradı:
“Emin, az önce telefon çalınca açtım, karşımda bir ses konuşuyor, beni mitinge davet ediyor. Ben senin aradığını, beni işlettiğini zannettim. Emin bırak gecenin bu saatinde bu numaraları falan dedim ama ses aynen devam edince sen olmadığını anladım. Boş yere günahını almış oldum!”
İsmet’le gülüştük.
Ayrıca yine adresi Ankara’da olan on binlerce cep telefonuna gün boyunca AKP’den mesajlar gönderildi: “Mitinge bekliyoruz.”
Sabah erken saatler, akşam uyku saatleri demeden insanlar taciz edildi, uyandırıldı. AKP bu telefon numaralarını kimden, nereden buluyordu? Tayyip Erdoğan sesini onlara hangi hakla dinletiyordu? Numaraları Araplara kelepir sattıkları (Türklüğü kalmayan) Telekom mu vermişti? Hangi cep telefonu şirketleri onlara çalışıp mesaj göndermelerini sağlamıştı?
İnsanları rahatsız etme hakkına nasıl sahip olmuşlardı?
AKP bu işler için para vermiş miydi, yoksa bedavaya mı getirmişti?
Vatandaş mektubu YORUMSUZ
VATANDAŞ Mehmet Yaztürk yazıyor:
“Sayın Çölaşan, size aşağıdaki konuda yazmaya karar vermem hiç de kolay olmadı. Ben emekli bir öğretmenim. Ev hanımı bir eşim, üniversiteye giden iki kızım var. Büyük kızım … Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce öğretmenliğinde, küçük kızım … ise 19 Mayıs Üniversitesi Sinop Sağlık Yüksek Okulu Hemşirelik bölümünde okuyor. (Öğrencilerin isimlerini yazmıyorum. EÇ)
Kirada oturuyorum ve emekli maaşımdan başka gelirim yok. İş arıyorum, bulamıyorum.
Böyle giderse küçük kızımı okuldan alacağım. Çocuklarımın okumasına yardımcı olacaklara aracılık ederseniz size minnettar olurum. Sizden başka hiçbir kişiden bu konuda yardım istemedim. Bu şekildeki düşüncelerimi takdirinize bırakıyorum. Saygılarımla.”
(Türkiye’nin tablosu işte bu. Bir yanda iktidar uğruna milletin katrilyonlarını har vurup harman savuranlar, öbür yanda milyonlarca böyleleri… Çocuklarını okuldan almayı düşünen, utana sıkıla gazeteciden yardım isteyen onurlu insanlar. İlgilenmek isteyen kişi ve kurumlara, emekli öğretmen Mehmet Yaztürk’ün adres ve telefonunu veririm.)Kaynak : http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6894677&yazarid=5
Emin ÇÖLAŞAN beyefendinin olaya siyasi olarak yaklaştığını biliyordum.
Aslında hoşuma bile gitmişti. Birilerinin ona www.kurumcell.com sitesinde ki katalogda anlatılan sistemin işleyişini anlatması gerekiyordu.
Hamd olsun. Seçimde maddi manevi çok kazandım. Ama onun öyle söylediği gibi deli paralar, yasal olmayan işler hiç olmadı. Her şey Telekomünikasyon kurumunun izni ve bilgisi dâhilinde yapıldı.
Bu başarıyı da bana, Allah C.C nün birkaç ay önce geçirdiğim ve kurtulduğum o hastalık için vermiş olduğu bir hediye olarak değerlendirdim.
Şuan harika projeler üzerine çalışıyorum.
Bu yazıları okuyan birisi hooop bu işi bu şekilde organize edebilen, referansları senden daha sağlam ve senden daha çok kişiyi aratmış ya da arattı veyahut arattım diyorsa buyursun üye olsun yorumlar açık :))
Aşağıda Başbakanımız Sn Recep Tayyip ERDOĞAN Bey’in Ankara mitingi için seslendirmiş olduğu çalışma bulunmaktadır.
Belirli aralıklarla ile www.kurumcell.com reklamı yapılmakta ve çalışmanın başkaları tarafından biz yaptık diye referans gösterilmesinin önünün kesilmesi planlandı. Tabi orijinalinde KurumCell reklâmı yok.
Daha seçim bitmeden güvenip de emanet ettiğimiz ses kayırları ve paylaştığımız bilgiler ile birileri çıkıp bunu biz yapıyoruz diye fiyaka satıyordu, hem bizi hem başkalarını kandırmaya çalışmıştı. Ama beceriksizlikleri dillere destan oldu.
Ticarethaneleri insanlar yönetir ve kendi karakterini verir. Ticari ahlakı olmayan şirketlerin sorununun ne olduğu anlaşılmıyor mu?
SES DOSYALARI
http://suat.medyaturk.net/blog/kurumcell/tayyip-erdogan-miting-kurumcell.mp3
http://suat.medyaturk.net/blog/kurumcell/abdullah-gul-kirsehir-kurumcell.mp3
Sayın ERDOĞAN’ın sesinin temini, Ankara ve Türkiye genelinde iki ayrı seslendirmeyi o kadar kısa sürede bitiren Ankara’da ki arkadaşlarıma tekrar buradan teşekkürlerimi iletiyorum.
Bu Blog benim kişisel bloğumdur. Buradaki fikirler KurumCell in resmi görüşünü bildirmez.
Kişisel bloglarda kurumsal cümleler ile kasılmanın hiç bir anlamı yok diye düşünüyorum.