Kişisel web sitesi

Raid 0 Raid 1 Raid 5 Raid 6 Raid 10 raid nedir neden önemlidir? Ne işe yarar?

Mayıs 20th, 2008 Tarihinde Gönderildi Centos, Genel, Linux, Sanallaştırma, Vmware, asterisk, linux server, raid, voip, windows | No Comments »

Merhaba,

Bu makalede çok kısa olarak raid’in ne olduğu neden önemli olduğunu sade bir dil ile anlatacağım.

Yüksek kapasiteli voip sistemler için bu makale işinize yarayabilir.
Raid sadece voip ile ilgili değildir. Raid herkesin işine yarar :)

Raid bir disk yönetim biçimidir.

Raid controller kartları ya ana kart ile birlikte onboard gelir yada harici takılarak kullanılır.

Raid kullanılmayan sistemler de her bir disk kendi başına çalışır, kendi kaynaklarını tek başına kullanır, sistemin performansı tek bir diskin performansı ile sınırlıdır.

Raid kullanıldığında birçok hard disk birleştirilerek tek bir disk gibi davranması sağlanır.

Raid performans ve güvenlik için kullanılır.

Bir kaç tane raid modeli bulunmaktadır. Bunlardan en çok kullanılanları;

Raid 0 Stripe : En az iki disk gereklidir. Eğer iki disk ile yapılmışsa veriler iki diske bölünerek yazılır ve iki diskten birden okunur. Bu da hızı çok arttırır.
Ancak bu yöntemde güvenlik yoktur. Çünkü disklerden biri bozulursa dataların bir bölümü bozulan diskin içinde olacağından diğer disk bir işe yaramaz ve bilgileri kurtaramazsınız.
80 GB lik iki disk ile raid 0 yaparsanız toplam disk alanınız 160 Gb olur. Yani iki diskin alnı birden kullanılır.

Raid 1 Mirroring : Bu yöntem aynalama olara da adlandırılır. En çok kullanılan raid biçimlerindendir.
Raid 1 eğer 160 GB iki disk ile yapılmışsa toplam kullanım alanı 320 GB değil 160 GB olur. Çünkü İkinci disk birinci diskin aynısıdır.
Veriler yazılırken iki diske aynı anda yazılır. Okunurken iki diskten aynı anda okunur, ii diskin performansı kullanıldığından büyük hız artışı sağlanır.

Disklerden birisi bozulursa veri kaybı olmaz. Hemen bozulan disk sökülür ve yerine aynı boyutta boş bir disk takılır. Boş disk bir süre sonra dolu disk ile kendini eşitler ve iki disk yine bir birinin kopyası olur. Ne kadar fazla disk kullanılırsa o kadar çok performans sağlanır.

Hani sata diskler teoride 300 Mb / saniye yazar derler ya üreticiler…

10 disk ile saniyede 3.000 MB hıza erişmiş olursunuz teoride ama gerçekte bu hıza erişmek mümkün değil, ancak veri erişim ve yazma hızınız gerçektende çok artar.

Raid 5 hem performans hem de güvenlik sunar. Veri güvenliği ve performansı yüksek projelerde kullanılır.

Çok tekniğine girmeden şunu söyleyebilirim,

Raid 5 için en az 3 disk gereklidir. Veri 3 diske birden yazılır ancak raid’in ayarladığı aralıklarla disklerden birisi parity bilgisini tutar.

Raid 5 ile 3 disk den ikisinin toplam fiziksel alanını kullanmış olursunuz. Diğer disk parity bilgisi tutar.

Disklerden birisi bozulursa raid 1 de ki gibi yeni disk takarsınız ve sistem çalışmaya devam eder.

Peki akla şu soru geliyor raid 1 den farkı nerede?
Aynı güvenliği sağlamakla birlikte çok daha performans sağlamaktadır.

Disk sayısı arttıkça performansınız da artar.

Raid 6 da maksimum güvenlik sağlanır, iki disk aynı anda bozulsa bile veri kaybı oluşmaz.

Raid sistem ilk kurulurken tanımlanır.

Yani biosdan gerekli ayarlamalar yapılır. Raid’in kendi bios’a benzeyen ekranına girilir. Raid modeli seçilir raid 0 raid 1 raid 5 gibi.
Raid modeline karar verildikten sonra, mainboard’a takılı diskler biraz önce oluşturulmuş raid alanına üye yapılır.

Örneğin raid 5 seçtiyseniz en az 3 disk olmadan raid yapılmaz, eğer 3 ve daha çok disk varsa örneğin 8 disk, bu 8 disk raid alanına üye edilir.

8 diskten birisi parity bilgisi tutmak üzere gideceği hesabı ile 7 diskin alanını tek bir disk gibi görürsünüz. Buna raid array deniliyor.

Bu raid aray oluştuktan sonra aray alanını hard disk gibi görürsünüz.

Gerisi aynı şekilde format atılır, partitionlar vs hepsi ayarlanabilir. Üzerine işletim sistemi kurulur, 1 GB lık bir dosya yazarken yazma işlemi disklere paylaştırıldığından maksimum yazma hızına erişirsiniz.

Tabi çok basit anlattım, google dan çok daha teknik ve doğru bilgileri aratıp bulabilirsiniz.

Birde unutmadan şunu belirtmeliyim ki her raid kartının bir cachesi bulunur. 256 kb 512 kb gibi.

Bu cache okuma ve yazma için genelde yarı yarıya bölünür. 512 cache ise 256 okuma 256 yazma için ayarlanır. Okuma yazma oranları % lik olarak ayarlanabilir. Default %50 dir.

Bir web sunucunuz varsa ve diske sürekli bir şeyler yazıyorsa raid e datayı verir raid datayı cache de tutar ve programa sisteme ben bu datayı yazdım der, sistem datanın yazıldığını düşünür ve hemen diğer işleme geçer, bu şekilde sistem çok hızlı çalışmış olur. Performans artar, ancak raid o datayı henüz diske yazmamıştır. Sadece hafızaya alıp yazmayı beklemektedir.

Peki raid bunu neden yapar?

Raid eğer aldığı datayı direkt diske yazmış olursa sistem raid in yazdım demesini bekler. Bu yazma işlemi de mili saniyeler olsa da on binlerce işlem aynı anda yapıldığı sunucularda vakit ve performans kaybettirir.

Ama raid datayı alır cachesi izin verdiği kadar işlemleri hafızaya almaya ve sisteme ben bu datayı yazdım sen işine bak demeye devam eder, cachesi dolunca hafızadaki dataları bir blok halinde diske yazar ve hafızasını boşaltır. veriler blok halinde yazıldığından ve tek bir seferde yazıldığından disk üzerinde çok fazla I/O yapılmamış olur. Bir bütün yazıldığından okunurken de performans sağlar.

Peki akla şu geliyor, raid datayı hafızaya aldı ve sisteme ben bunu yazdım diyerek işine devam etmesini söyledi, sistem datanın başarılı bir şekilde diske yazıldığını zannediyor, tam o anda elektrikler kesildi data kaybolacak mı?

Hemen hemen tüm raid kartların kendi pili var ve datayı 6 7 saat hafızada tutabiliyor. Bazıları günlerce.
Elektrik geldiğinde ilk iş, daha sistem açılmadan hafızada ki veriyi disklere yazmak olacaktır. Bu şekilde veri kaybı olmayacaktır.

Okumada ki cache ise siz bir veriyi talep ettiğinizde raid kartı bir tahminde bulunur siz 50 kb lik bir veri çektiniz ve raid kartı şöyle düşünür sistem bu bloğun geri kalanını da isteyebilir diye gider diskten o bloğu okur, ama sisteme vermez sistem ne zaman o dataya ihtiyaç duyar ve isterse hemen o anda raid datayı buyurun burada der, diskten gidip okumadığı için, hafızadan verdiği için de işlem çok hızlı gerçekleşir, buda performans demektir.

Raid hakkında bilinmesi gereken en önemli şeylerin bunlar olduğuna inanıyorum.

Eğer bir hosting firması iseniz datalara erişmek sizin için önemli ise kesinlikle sistemi tek bir disk’e mahkûm etmeyin.

İşlerinizde başarılar dilerim.

Suat COŞKUN

Ericsson IP-PBX Bölümünü Kanada Firması Aastra’ya Sattı

Mayıs 15th, 2008 Tarihinde Gönderildi voip | No Comments »

Ericsson IP-PBX Bölümünü Kanada Firması Aastra’ya 100 Milyon dolara sattığını açıkladı.

Ericsson’un iş ortağı Communication Performer Group (CPG) tarafından Ankara’da düzenlenen toplantıda, satış ve bundan sonraki çalışmalar hakkında sektör temsilcilerine bilgi verildi.

Aastra Başkan Yardımcısı Hugh Scholaert, toplantıda yaptığı konuşmada, mevcut Ericsson altyapısınını korunacağını ve hizmetlerin süreceğini söyledi.

Scholaert, Ericsson altyapısına sahip IP-PBX sisteminin, diğer şirketlere ait benzer sistemlerle “konuşabilmesine” imkan veren yazılımları koruyacaklarını da ifade etti. Scholaert, Türkiye’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi içerisinde en büyük pazar olduğunu kaydetti.

Asterisk Pbx ile Audiocodes MP114 FXO Kurulumu. Audiocodes ve Freepbx ayarları. Voip Santral nasıl kurulur?

Mayıs 10th, 2008 Tarihinde Gönderildi asterisk, audiocodes, freepbx, voip | No Comments »

Asterisk pbx sistemini kurdunuz dahili telefonlar oluşturdunuz ve birbirinizi arayabiliyorsunuz.
Sistemi iyice test ettiniz ve artık mevcut telefonlarınızın asterisk tarafından açılmasını ve dijital bir IP Pbx sistemin tüm özelliklerini, güzelliklerini kullanmak istiyorsunuz.Telekom dan almış olduğunuz telefon hattınızın asterisk de çalışabilmesi için Sangoma, digium gibi firmaların analog kartlarını almalısınız yada Audiocodes gibi firmaların üretmiş olduğu mediagateway cihazları yardımı ile dijital Ip Pbx sistemimizi kurabiliyoruz.

Audiocodes firmasının Türkiyede iki distribütörü bulunmakta.

Corelink ve Karel firması.

Sözü fazla uzatmadan cihazları temin ettiğiniz düşüncesi ile kuruluma geçmek istiyorum.

Bu kurulumu aşağıda ki varsayımlar üzerine anlatıyorum.
Asterisk Pbx’in kurulu olduğu trixbox ya da elastix in IP adresi : 192.168.2.3
Audiocodes MP114 FXO cihazına vereceğimiz IP Adresi : 192.168.2.2
Default Gateway : 192.168.2.1

Freepbx ayarları.


Freepbx de Trunks -> Add sip Trunk

Outgoing Settings
Trunk Name : MP114
PEER Details

allow=ulaw&alaw
context=from-trunk
dtmfmode=rfc2833
host=192.168.2.2 // audiocodes’in IP adresi
nat=no
qualify=no
type=peer

Incoming Settings
USER Context : MP114_Gelen
USER Details

canreinvite=no
context=from-trunk
dtmfmode=inband
host=192.168.2.2 // audiocodes’in IP adresi
nat=never
type=user

Registration
Register String : Boş bırakın. Doldurmaya gerek yok.

Kaydediniz.

Extensions bölümüne gelerek Audiocodes için dahili bir sip hesaplarını oluşturunuz.
Numarası 801,802,803,804 olsun. Aslında yalnızca 801 yetecektir ancak yinede biz olması gerektiği gibi yapalım.

Inbound Routes bölümünden

Add Incoming Route a tıklayın.

Burada sadece Set Destination bölümünü ayarlayacağız, buradan başka hiçbir şeye dokunmaya gerek yok.

Set Destination

Extensions : seçeneğini seçin ve dahili telefonunuzu seçerek kaydedin, uyarıya evet diyerek devam edin.

IVR veya çağrı grupları oluşturmak en mantıklısı ancak onları siz kendiniz test edin. Bu bölümü onların ayarlamalarını yaparak uzatmak istemedim. En kısa hali direkt sizin dâhili telefonunuzu yönlendirmek olduğu için bu şekilde ayarladık.

Outbound Routes menüsünden Add Route linkine tıklıyoruz.
Route Name : PSTN
Dial Patterns : 9|.
Trunk Sequence : SIP/MP114 seçiniz ve submit butonuna tıklayınız.

Dahili telefonlardan bir Telekom numarası aramak istediğinizde numaranın başına 9 koyarak arama yapıyorsunuz.
905375280798 şeklinde.
| işaretine dikkat ediniz. 9|. Şu anlama gelir. 9 ile başlayan numaraları MP114 üzerinden çıkart ancak MP114 cihazına telefon numarasını teslim ederken 9u teslim etme ve 9 dan sonra kaç numara olursa olsun MP114 e teslim et. (.) nokta işareti kaç rakam olursa olsun demektir.

Dikkat : Free pbx ilk kurulumda 9 kodunu zap/g için vermiştir. Daha önceden oluşmuş Outbound Routes varsa ve 9 kullanıyorsa ya onu siliniz yada 9 yerine 7 gibi başka bir numara veriniz.
Bu şekilde audiocodes den gelecek telefonları kendi dâhili numaranıza yönlendirmiş olduk.

Asterisk tarafında yapmamız gereken ayarları tamamladık.
Şimdi sıra geldi Audiocodes tarafındaki ayarlamalara.

AudioCodes’i satın aldığınızda FXO ve FXS modellerine göre farklı Ip adreslerine sahip oluyor.

Biz ayarlarımızı MP-114 FXO için yapıyoruz.

AudioCodes MP114 FXO’nun defult IP adresi 10.1.10.11 dir.

Not : AudioCodes cihazlarında default olarak gelen ip adresleri sadece FXS cihazları için 10.1.10.10, sadece FXO cihazları için 10.1.10.11 ve hem FXS hem FXO cihazları için10.1.10.10′dur.

AudioCodes’i modeminizin de dahil olduğu switch e dahil ederseniz cihaza erişemezsiniz.

Muhtemelen modeminizin gateway adresi 192.168.1.1 yada 192.168.2.1 şeklindedir.
Ya modeminizi cihaza göre ayarlayacaksınız yada cihazı modeme göre ayarlamalısınız.

Cihaza ilk kez bağlanıp ayar yapmak için iki yöntem bulunmaktadır.

Birincisi bilgisayarınızın IP adresini Audiocodes’e göre ayarlamak,

Ağ bağlantılarından yerel ağ bağlantısının üzerine sağ tıklayınız ve özelliklerine geliniz.

Ağ bağlantıları

TCP/IP bölümünden IP adresinizi Audiocodes ile aynı IP bloğunda olacak şekilde ayarlayınız.

TCP/IP ayarları TCP/IP Ayarları

Kaydedip kapatınız ve web browser ile http://10.1.10.11 adresinden MP114 FXO cihazına bağlanınız.

Default kullanıcı adı ve parola Admin dir.
Username: Admin
Password : Admin

Baş harfini dalgınlıkla küçük harf ile yazmayınız.

Cihazı modeme göre ayarlamak en mantıklı seçenektir. Bunun için cihazınızı modemin bulunduğu gateway adresine göre ayarlayacağız.

Modeminiz Gateway olarak 192.168.2.1 Ip adresini kullanıyor ise aşağıdaki gibi ayarlamaları yapınız, başka bir IP bloğunda ise kendinize göre özelleştirip kurulumu tamamlayınız.

Quick Setup link’ine tıklayınız.

IP Configuration
IP Address : 192.168.2.2
NAT IP Address : Boş kalsın
Subnet Mask : 255.255.255.0
Default Gateway IP Address : 192.168.2.1

SIP Parameters
Gateway Name : 192.168.2.3 // Asterisk PBX in Ip adresi
Working with Proxy : Yes
Proxy IP Address : 192.168.2.3 // Asterisk PBX in Ip adresi
Proxy Name :192.168.2.3
Enable Registration : Disable // FXO da registiration yapmaya gerek yoktur.

Audiocodes

Reset butonuna tıklayınız, çıkan uyarıyı onaylayıp cihazın kapanıp açılmasını bekleyiniz.

Cihazınız açıldığında modeminiz ile aynı gateway üzerinde bulunacaktır ancak siz TCP/IP adresinizi değiştirmiştiniz!

IP adresinizi yeniden DHCP den otomatik alma şeklinde tnımlayınız yada modeminiz ile aynı IP bloğunda olacağınız bir IP adresinizi ( 192.168.2.54 gibi) elle tanımlayınız.

Sizde Ip adresinizi değiştirdiğiniz web browserdan http://192.168.2.2 adresine bağlandığınızda cihaz modeminiz ile aynı gateway adresini kullanıyor demektir.
Cihazın IP adresini değiştirmek için audiocodes tarafından sağlanan BootP programını kullanmaktır. Ancak bu yöntemi ilerleyen yazılarımda yazacağım.

Cihaza yeniden bağlandığınızda

Protocol Management =>Protocol Definition => General Parameters bölümünden
PRACK Mode : Disable
Channel Select Mode : Cyclic Ascending
Şeklinde ayarlayınız ve submit butonuna tıklayınız.

Protocol Management =>Protocol Definition => Proxy & Registration bölümünden

Enable Proxy: Use Proxy
Proxy Name: 192.168.2.3 //Asterisk makinenın Ip adresi siz isimde verebilirsiniz.
Proxy IP Address : 192.168.2.3 // Asterisk Pbx sisteme verdiğimiz IP adresi.
Gateway Name : 192.168.2.3 // Asterisk makinenın Ip adresi siz isimde verebilirsiniz.
Gateway Registration Name : 801
User Name : 801
Password : 801 //sizin verdiğiniz parola ne ise onu veriniz.
Authentication Mode : Per Endpoint

Register butonuna tıklayınız.
Submit butonuna tıklayınız.


Protocol Management =>Protocol Definition => Routing Tables=>Tel to IP Routing bölümünü aşağıda ki gibi yapınız.

Kutuların içi sırası ile
* * 192.168.2.3 0

Audiocodes Tel to Ip Routing

Protocol Management =>Protocol Definition => Routing Tables=>IP to Hunt Group Routing Table bölümünü aşağıda ki gibi yapınız.

Kutuların içi sırası ile

Dest Phone Source Phone Source IP Hunt Group Profile
200* * 192.168.2.3 2 0
05* * 192.168.2.3 2 0
* * 192.168.2.3 1 0

Ben 4 numaralı porta Gsm bağladım ve 05* ile ve 200* ile başlayan tüm numaraların 4 numaralı gsm takılı olan porttan çıkmasını sağlamak istediğim için bu şekilde bir ayarlama yaptım. 200* şeklinde başlayan numaralar şirkete bağlı birbirimizi ucuza arayabileceğim dahili gsm numaaralarıdır.

Geri kalan tüm numaralar 1,2 ve 3 numaralı porttan yapılıyor. Hunt gruba dikkat ediniz.

Protocol Management =>Protocol Definition =>Endpoint Phone Numbers

4 numaralı portun Hunt Group Numarasının 2 olduğuna dikkat ediniz.

Protocol Management =>Protocol Definition =>Hunt Group Settings

Protocol Management =>Protocol Definition =>Endpoint Settings=>Authentication

Protocol Management =>Protocol Definition =>Endpoint Settings=>Automatic Dialing

7777 Freepbx de From-Trunk ın dial numarasıdır.

Protocol Management =>Protocol Definition =>Endpoint Settings=>FXO Settings

One Stage, seçili olduğunda asterisk numarayı Audiocodes’e teslim ettiği anda audiocodes aramaya başlar.
Two Stageyi seçtiğinizde önce çevir sesi verir. IP telefondan çevir sesi duyuğunuzda numarayı çevirirsiniz, ancak two stagenin ayarlarında bazı püf noktalar var. Siz aşağıdaki gibi yapınız.

Protocol Management =>Protocol Definition =>Coders

Bu tabloda ses formatını seçiyoruz. Default olarak g.729 gelmiş ise onun yerine;

G.711U-Law
G.711A-Law
Ses codec lerini seçiyoruz ve submit butonuna basıyoruz.

Not: Yerel ağda g.729 kullanmanızı kesinlikle tavsiye etmem.
Çünkü en kötü ethernet kartınız 100 Mbit desteklidir ve bandwith sıkıntınız yoktur. Gereksiz yere cihazla aranızda ki band genişliğini düşürmek için ses kalitenizden ödün vermeyin.

İkinci önemli nokta ise G.729 kullaanırsanız voip üzerinden kesinlikle Faks alamazsınız. Tüm konfigürasyonu yapar herey düzgün gözükür ama faks alamadığınız için sinirleriniz bozulur. Küçük ama değerli bir kaç not. Başıma geldiği için belirtiyorum..

Tüm işlemler bittiğinde solda ki Maintenance menüsünden Save Configuration burn butonuna tıklayınız.

Şimdi telefonunuzu arayınız ve sistemi test ediniz.

Hiçbir sorun olmadan çalışacaktır.

Başarılar

Suat COŞKUN

Asterisk Nat Problemi ve nat ayarları. Asterisk, Trixbox, Elastix ve Astlinux için

Mayıs 10th, 2008 Tarihinde Gönderildi asterisk, voip | No Comments »

Asterisk Pbx sisteminize dışarıdan erişmek istediğinizde tek yönlü veya iki yönlü ses problemi yaşıyorsanız muhtemelen nat problemi yaşıyorsunuzdur.Problem birkaç şekilde kendini gösterir,

Asterisk ile aynı yerel ağda bulunan dâhili telefondaki kişinin sesi size ulaşır ama sizin sesiniz ona ulaşmaz

Asterisk ile aynı yerel ağda olmayan her iki uzakta ki dâhili telefonda ki kişinin seni bir birine ulaşmaz.

Asterisk kurulu sisteminize eviniz yada ofis dışından bağlanıp kullanmak isterseniz öncelikle modeminizden nat ayarlamasını yapmanız gerekir.

UDP 5060 ve 10000 - 20000 port aralığını asterisk server ın bulunduğu IP adresine yönlendirmeniz gerekir.

İkinci olarak da

/etc/asterisk/sip_nat.conf dosyasına gerekli nat ayarlamasını yapmamız gerekir.

nano /etc/asterisk/sip_nat.conf

nat = yes
localnet = 192.168.2.0/255.255.255.0
externip = modeminizin TTnet veya ISP niz tarafından aldığı gerçek internet IP adresi.

Exterip çok önemlidir. Modeminiz her restart olduğunda IP adresiniz değişiyorsa her seferinde bu alana yeni IP adresinizi yazıp güncellemeniz gerekir.
Localnet=192.168.2.0 şeklinde olan bölümünü kendi ağınıza göre değiştirmelisiniz.

Bu şekilde uğraşmak istemiyorsanız sabit IP adresi almanız gerekir.

Başarılar.

Suat COŞKUN

Asterisk g729 ve g723 Codec kurulumu

Mayıs 10th, 2008 Tarihinde Gönderildi Centos, asterisk, voip | No Comments »

Merhaba
Asterisk ve diğer Pbx sistemler ilk kurulumda g711 Ulaw ve g711 Alaw ses codecleri ile birlikte gelir.
Pbx sisteminizi yerel ağınızda kullanmak isterseniz bu iki codec en iyi ses kalitesini ve performansı sağlayacaktır. Ancak bir UMTH operatöründen ucuz telefon görüşmeleri yapmak için hesap satın aldıysanız bu iki ses codec’i ile çalışmanız zor olacaktır.G711 64 Kbit / Saniye’lik bir ses trafiği oluşturur, buna 16 Kbit / Saniye TCP Header larıda eklediğimizde g711 kullandığınızda 80 Kbit/Saniye’lik bir ses trafiğine sahip olursunuz.

Bu iki nedenle sorun oluşturur.

Birincisi ofisinizden 10 kişi aynı anda telefon görüşmesi yaparsa 80 Kbit X 10 kişi = 800 Kbit/saniyelik bir trafik oluşturduğunuz da 1024 Kbit olan ADSL upload limitlerinizi sonuna kadar kullanmış olursunuz. Aynı anda birileri de web sitesi geziyor, maillerini kontrol ediyorsa, ses kaliteniz düşer hatta ses UDP protololünden aktığı ve teslim edilen paketin kontrollerinin sağlanmadığı için paket kayıpları oluşur.

İkincisi ise ucuz telefon görüşmesi için hesap aldığınız UMTH operatörü yalnızca size hizmet vermiyor, sizin gibi binlerce müşteri var.
Müşteriden gelen sesin g711 olması durumunda, binlerce müşteriden gelen bu ses trafiği sonucunda yüzlerce Mbitlik band genişliği tüketecek olan UMTH size g729 dayatması yapmak durumunda kalır 

Sesi g729 ses codec’i ile teslim olan UMTH operatörü 80 Kbit /saniye trafik yerine 8kbit+16 kbit /saniye lik toplamda 24 Kbit lik bir trafik alıp bandwith maliyetlerini düşürmeye çalışır.

Ses g711 de en iyi kalitede iken g729 da sıkışmadan dolayı kalite kaybına uğrar. Bence bu kalite kaybı ihmal edilebilir bir kayıptır. Çok rahatsız etmiyor.

g.729 Codec Sipro tarafında patenti alınmıştır.
Kullanım ücreti ödemeden kullanmak yasal değildir.
Sipro ile anlaşma yapmış firmalar kullanım haklarını müşterilerine devredebilmektedir.

Asterisk için en çok kullanılan paralı gç729 ses codec’i Digium firması  tarafından kanal başına 10 USD ücret karşılığında sağlanmaktadır.

İntel firması tarafından öğrenim lisansı adı altında sistemin çalışması test edebilmek için ücretsiz lisans da verilmektedir. Ancak ticari amaçla kullanılması yasaktır.

Bu kadar bilgilendirmeden sonra iki satırlık kuruluma geçebiliriz.

Linux dağıtımınız RHEL tabanlı ise(Redhat, Centos ) ;

Öncelikle http://asterisk.hosting.lv/ web sitesinden kullanmış olduğumuz asterisk versiyon numarasına ve işlemcimize göre uygun olan g729 ve g723 codec paketlerini indiriyoruz.

Gcc ve icc olması önemli değil, herhangi birini indirebilirsiniz, tercihen gcc kullanıyorum.

Örnek olarak Asterisk 1.4 versiyonu kullanıyorsanız ve işlemciniz Pentium 4 ise;

cd /usr/lib/asterisk/modules
wget http://asterisk.hosting.lv/bin/codec_g729-ast14-gcc4-glibc-pentium4.so

Şimdi sıra geldi sip.conf dosyasını düzenlemeye.

nano /etc/asterisk/sip.conf
allow=ulaw
allow=alaw olan yerin altına
allow=g729 ekliyoruz.
F2 tuşuna basıp kaydediyoruz ve çıkıyoruz.
asterisk -r
asterisk -r ile konsola girdiğimiz de stop now komutu ile asterisk’i durduruyoruz ve yeniden başlatıyoruz.

Asterisk -r
CLI> show translation
komutu ile g729 alanını kontrol ediyoruz. Eğer dolu ise codec başarılı bir şekilde kurulmuştur.

G723 kurulumu da aynı şekilde ancak codec.conf dosyasına

[g723]
; 6.3Kbps stream, default
sendrate=63

Satırlarını eklemelisiniz.

Başarılar.

Suat COŞKUN

En kolay asterisk pbx kurulumu. Trixbox, Elastix, ve diğerleri.

Mayıs 4th, 2008 Tarihinde Gönderildi Centos, Linux, asterisk, linux server, voip | No Comments »

Asterisk Pbx sistemini bir yerlerden gördünüz yada duydunuz. Hoşunuza gitti ve sizde kendinize bir dijital pbx sistem kurmak istiyorsunuz.

 

www.asterisk.org sitesine girdiniz download bölümünden ilgili dosyaları buldunuz ama Linux ile aranız iyi değil, tar dosyalarını derlemek için asterisk’in ihtiyaç duyduğu paketleri edindiniz ve nihayet asterisk’i kurabildiniz.

 

Sistemi nasl konfigure edebileceğinizi bilmiyorsunuz, Viki sitelerinden birkaç “şey” de öğrendiniz ama saatler geçti ve hayal kırıklığına uğradınız.

Eğer yukarıda anlattığım olayları yaşadıysanız veya yaşamak istemiyorsanız size dört dörtlük çalışacak birkaç sistem tavsiye edebilirim.

 

Asterisk pbx açık kaynak kodlu bir sistem. Asterisk’i konfigure etmeye yarayan Freepbx adında yine açık kaynak kodlu bir yazılım var.

 

Ancak bu ikisini birlikte kullanmanız içinde biraz Linux bilgisine sahip olmanız gerekiyor.

 

Açık kaynak ile geliştirilen sistemlerin güzelliği işte burada karşımıza çıkıyor.

Sözü fazla uzatmadan sizlere birkaç açık kaynak kodlu asterisk kurulum sisteminden bahsetmek istiyorum.

 

Bahsedeceğim sitelerde ki iso imaj dosyalarını bir cd yazma programı ile cd nize yazabilir ve 30 dakika içinde bilgisayarınızı bir pbx sistemine dönüştürebilirsiniz.

 

Cd den kurulum yaparken hard diskinizde ki tüm dosyalar silinecektir.  Ona göre bir test ortamı hazırlamanızda yarar var.

 

1-      Trixbox CE

2-      Elastix

3-      AsteriskNow

4-      PbxinFlash

 

Trixbox en çok kaynak bulabileceğiniz kurulum paketidir.

Elastix benim kişisel tercihimdir.

AsteriskNow güzel olmasına karşın kullandığı Linux versiyonu hiç hoşuma gitmeyen bir dağıtım Cd sidir.

PbxinFlash yazılarını uzun zamandır takip ettiğim bir grubun yeni yeni çıkartmış olduğu güzel bir dağıtım CDsidir.

 

Trixbox ve Elastix Centos 5 ve 5.1 linux dağıtımı kullanmaktadır.

 

Bu Cd ler ile Sisteminize Centos 5 veya 5.1 kurulur. Apache Mysql, diğer gerekli paketler asterisk, freepbx ve seçmiş olduğunuz kurulum Cd sinin sağladığı bir takım güzel özelliklerin tamamına aynı anda sahip olursunuz.

 

Gönül ister ki kurulum sonrasında yapmanız gereken konfigürasyonları da anlatabileyim ancak zamanım yok.

 

 

Freepbx in default giriş şifreleri

user : admin

password : admin.

Elastix için giriş parolası

user : admin

password : palosanto

 

Trixbox için

User : maint

Password : password dür.

 

Şifrelerinizi değiştirmeyi unutmayın.

 

İki telefon ile test etmek içim, freepbx in extension bölümünden iki adet hesap açıp ve soft telefonlarınızı bu hesaba göre yapılandırın. Artık bir birinizi arayabilirsiniz. J

 

Bol bol “Kurcalayın” Bozun yeniden kurun, 1 ay sonra üstad olursunuz J

 

Pbx’in flash Freepbx in stabil olmayan 2.4 sürümü ile birlikte geldiği için dikkat edin. Bazı hatalar olabilir.

 

Sorunuz olursa mail atabilirsiniz.

 Bu sistemleri çevrenizdeki meraklı tüm dostlarınıza denemeleri için tavsiye etmenizi rica ediyorum.
Piyasada voip konusunda yetişmiş insan çok fazla yok. Bu meslek geleceğin meslekleri arasında.

Suat COŞKUN

Vmware neden voip için uyumlu değil? Yada uyumlu değil mi?

Mayıs 4th, 2008 Tarihinde Gönderildi Centos, Linux, Sanallaştırma, Vmware, asterisk, linux server, voip | No Comments »

Merhaba,

Son günlerde bir Vmware’dir tutturdum gidiyorum.

Bu ve bunun gibi birçok yazıyı vmware ile voip uygulamaları çalıştırmak isteyen kişilerin karşılaşabilecekleri veya karşılaştıkları sorunları belirtmek için yazıyorum.

Daha önce ki yazmış olduğum makalelerde vmware’in voip uygulamalarına hazır olmağını yazmıştım.

Bunu voip uygulamalarında ki RTP protokolü gibi sürekli veri taşıyan servislerin vmware ile uyumsuz çalıştığını belirterek dile getirmiştim.

Aslında sorun RTP protokolü değilmiş. Alında sorun tcp veya udp protokolleri ile ilgili bir sorun da değilmiş.

Vmware kurduğunuz sistem Sata diskler ile çalışıyorsa sisteminize muhakkak sata kontroller driverlarını yüklemeniz gerekiyor.

Özellikle ana kartınızın linux uyumlu olup olmadığına dikkat etmelisiniz.
Genelde piyasada ki bir çok ana kartın driver cd si içinde linux sürücüleri bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca Vmware kuracağınız sistemin linux olması durumunda sata kontroller sürücüleri linux’a yüklenmiyor ve sisteminiz kurulup çalışmasına rağmen kötü bir performans sergiliyor.

Normal şartlarda benchmark testleri yapmadan bu yavaşlığı tespit etmek zor oluyor. Hatta anlayamayabiliyorsunuz.
Ancak vmware üzerinde bir pbx sistem kurduğunuz da ses dosyaları sata hdd üzerinde bulunduğu için sorunlar yaşıyoruz.

Vmware esx server kurulumuna dikkat ettiyseniz öyle her sata controller kartını tanımıyor. Çünkü performans kayıplarının Vmware’in kendisine yükleneceğini biliyorlar.

Özetle şunu diyebilirim ki, bir heves ile son sistem bir sunucu toplayıp Vmware ile sanallaştırma yapacaksanız ve en iyi performans için ana işletim sisteminin linux olmasını istiyorsanız, ana kartınızın linux uyumlu olup olmadığına dikkat etmenizi öneriyorum.

Ana kartın tüm linux sürücülerini yükleyin, format atarken cluster size ı mümkün olduğunca küçük tutun, mümkünse ses dosyalarını bir ram disk ‘e yükleyin ve sysctl dosyasını biraz araştırma yaparak kendinize göre düzenleyin.

Aslında en iyisi 10.000 RPM olan PATA diskler kullanmak. Ama sisteminiz Sata ise ve Voip Pbx sisteminizde ki bir ses dosyasının okunduğu bir anda kesiklik yaşıyorsanız yoğunlaşacağınız yer Sata sürücüleri olmalıdır.

Başlığımıza geri dönerek diyorum ki Vmware aslında voip için uyumludur ancak bazı püf noktaları var. Firmanın imajını karalamayalım, Vmware voip için uyumludur. :)

 

Vmware gsx server esx server vmware ücretsiz server 1.0 , 2.0 ve Workstation arasında ki fark nedir?

Nisan 29th, 2008 Tarihinde Gönderildi Sanallaştırma, Vmware, asterisk, linux server, voip | No Comments »

Merhaba,

Vmware ve diğer sanallaştırma platformları üzerinde edindiğim bir takım önemli bilgileri günlüğümde paylaşmak istedim.

Bana göre başlıkta sorduğum sorunun bir tek cevabı olmasada, şunu açık ve net söyleyebilirim ki, vmware ile sanallaştırma üzerine proje geliştirecekseniz, ticaret yapacaksanız vmware server bedava bir iki sistemde kurdum ne güzel çalışıyor diye düşünüp  tabiri caiz ise “atlamamakta” fayda var.

GSx server ücretli, sağladığı katma değer ise kısmi yönetilebilirlik. Misafir işletim sistemlerini mouse ile koplayabilme gibi bir kaç özelliğinden başka pek bir farkı bulunmamakta.

O zamanki sanal hard disk dosyası olan vmdk dosyası gsx server ın kendine özgü. Paralı olmasına karşın vmfs formatını ve hdd yapısını belki bilerek belki de o zamanki tecrübesizlikten olsa gerek  en iyi performans için geliştirmemişler.

Üstünde ki sanal sisteme tek Cpu verilebiliyor, konsolidasyon ve diğer esx de ki önemli özelliklerin hiç birisi yok.

En büyük eksiği ise sanal diskinde ki performans eksiği. Bunu en iyi linux yükleyerek ve sanal içinde kayıtlı bir ses dosyasını voip ortamında dinleyerek anlayabilirsiniz.

Aynı sorun workstation ve ücretsiz olan server versiyonlarında da aynı şekilde devam etmektedir.

Tabi bu yeni versiyonlarda bir çok yeni özellik eklense de (8 Gb ram desteği gibi) yönetim ve performans konularında bence yeterli değil.

Her şeyin bir bedeli varsa, bedelsiz olan bir programı kullanmanın bedeli ise yapacağınız işte performans kaybı ve bu kayıpların sonuçları olacakır.

Hobimin ve iş alanımın kısmi voip olması hasebi ile burda voip üzerine önemli gördüğüm bazı bilgilerimi paylaşıyorum.

Hani öyle pek bilimsel makaleler yazamasam da söylediklerim de eksik var yanlış yok :)

Adamlar manyaktı dört dörtlük performans ile çalışacak sistemi bedavaya verecekler :)

Esx’i nasıl satacaklar o zaman öyle değil mi?

Bu arada Parallels şirketinin ürettiği www.parallels.com sitesin deki Server da aynı Vmware Server a benziyor ama şuan beta aşamasında. Bir kaç sinir bozan bug olsada stabil olduğunda güzel bir ürün olacak. Vmware in Esx haricinde ki ürünlerinin sanal disk dosyasından çok daha performanslı çalışsa da malesef bu ürün de voip için sanallaştırma çözümü sunamıyor.

Sağlam şirket bence oturturlar, nede olsa plesk’in yapımcıları.

Vmware voip sistemlerine hazır değil, Vmware ile Asterisk Performans testi!

Nisan 24th, 2008 Tarihinde Gönderildi Centos, Linux, Sanallaştırma, Sun, Vmware, asterisk, linux server, voip, windows | No Comments »

Vmware üzerinde uzun bir süredir yapmış olduğum test sonuçlarını şimdilik bir kaç cümle ile paylaşmak istiyorum.

Vmware Player, Gsx Server, Vm Server 1.5 , Vm Server 2.0  Virtulal Server platformlarını özellikle voip uygulamalarında ki sürekli akan ses içeren rtp paketlerinde ne yazıkki yeterli olamadığı sonucuna vardım.

Yukarıda isimleri saydığım ürünleri hem 32 bit işlemcilerde hemde 64 bit işlemcilerde denedim.

Tek çekirdekli P4 sistemlerden 4 çekirdekli Quard Core işlemcilere kadar bir çok farklı sunucu modellerine kadar onlarca test yaptım ve artık eminim ki Vmware Voip gibi paket kaybının ya da gecikmelerin sıkıntılar oluşturacağı sistemler için kullanmak “Akıl işi değil”.

Vmware Türkiye distribütörü zaten yukarıda saydığım ürünlere destek vermiyor. Ürünler’in ucuz yada bedava olması sebebiyle midir bilgisizlikten midir bilinmez ama Vmware’i Vmware yapan adını duyuran bu ürünler için malesef destek vermemekte ve o ürünler stabil çalışmıyor Esx server da destek verebiliriz gibi bir yaklaşımda bulunuyorlar.

Şunu özellikle belirtmek isterim ki, Linux ve türevleri işletim sistemlerinde Vmware tools’u yüklemezseniz ethernetiniz öyle nazlı çalışıyor ki tcp paketler  kafasına göre haraket etmekten kendini alamıyor. Ya tıkanıyor ve birden çözülüyor ya da hızlı iletilip birden tıkanıyor.

Vmware tools’u her linux çekirdeğine sorunsuz yüklemek de mümkün değil, forumlar sorun kaynıyor. Kaldı ki yükleseniz bile ethernet yinede istediğiniz gibi olması gereken performans ile çalışamıyor.

Bir web sitesinin açlışış süresinin ne olması gerektiğini, tcp paketlerin akış hızını ve iletim sürelerini hesaplamak için mühendis olmak mı gerekir bilemiyorum ama eğer taşınan paketler stream’e dönüşmüş ses paketleri ise sesin normal mi yoksa anormal mi olduğunu anlamak için mühendis olmaya gerek olmasa gerek!

Test edilen sistem hard ware bir sistemde mükemmel çalışırken Wmware de kullanmak mümkün değil.

Vmware ve Vmware çözümleri üreten çözüm ortakları bizleri davet ettikleri toplantı ve seminerler de Esx server ı öve öve bitiremiyorlar ama bir kaç gün içinde Esx server’ı da test edebileceğim bir sistem elimde olacak.

Tıkanan ve veya gecikmeli iletilen bu ses paketleri diğer sistemler de, iş kritik, görev kritik uygulamalar da tehammül sınırı nedir acaba!

Microsoft Windows sistemler üzerine geliştirilmiş hazır bir voip sistemini de ileride test edeceğim.

Hali hazırda Delphi ile yazmaya devam ettiğim Sip protokolü ile çalışan otomatik arama programını da ilerleyen günlerde test edeceğim.

Olurda Vmware yetkilileri bu yazıyı okursa şunu söyliyebilirim ki iki haftada edindiğim bilgiler ile öğretide ve anlatımda edindiğim bilgiler ile karşılaştırılınca ŞOK etkisi geçirdim.  Siz destek verdiniz de biz almadık mı? Olabilecek tük ihtimalleri denediğimin teyidini de aldığımı belirtmek isterim.

Vmware yapamıyor da Microsoft’un Virtual Server’ ı yapabiliyor mu sanki? Oda yapamıyor.

Sun firmasının Virtual Box ürününü henüz test etmedim. Kısmet belki bir gün ederim ama benim işim bu değil. Bundan para kazanmıyorum.

Vmware’in yerle bir olan gözümde ki imajının Esx server ile geri gelmesi dileklerimle.

VMware Server 2.0 Beta 2 ve Web service URL malformed Sorunu ile yaşanan hayal kırıklığı.

Nisan 22nd, 2008 Tarihinde Gönderildi Centos, Sanallaştırma, Vmware, windows | No Comments »

Ömrümde ilk kez bir programın beta versiyonunun, bu kadar iğrenç ve rezalet olmasına şahit oldum.

Açıkçası Vmware gibi bir şirketin Alfa sürümü olarak bile isilendirilemeyecek bu kadar kötü bir sürüm çıkartmasına şaşırdım doğrusu.

Uzun süre Gsx server ile testler yaptım, gerçektende güzel ve performanslı çalışan bu sürümün geliştirilmesini durduran Vmware, Microsoft un sanallaştırma ürünü ile rekabet edebilmek için Gsx den bir takım özellikler kesip kırpıp VMware Server adında yeni bir ürün geliştirdi ve ücretsiz olarak hizmete sundu.

Bu ürün 1.5 versiyonuna kadar stabil çalışırken bir yandan da meşhur esx server infrastructure platformunun küçük bir numunesi olacak şekilde geliştirdikleri Vmware Server 2.0 versiyonu epeyce uzun bir süredir test edilmek üzere downloada sunuldu.

Uzun bir süredir, bir çok platformda bu ürünü test ediyorum. Active Directory den tutun 32 ve 64 bit envaye çeşit windows ve linux platformlarında onlarca test yaptım.

Yüzküdür Mb ile downloada sunulan bu ürün VMware-server-e.x.p-63231.exe  328 Mb ve son demo sürümü olan VMware-server-e.x.p-84186.exe ise 491 Mb dosya büyüklüğüne erişti.

Abartısız ve istisnasız her sürümünde tomcat ayarlarını bir türlü doğru tutturamadılar.

Linuxundan windowsuna 32 bit’inden 64 bit’ine tüm sistemler de  web management  (Webden yönetim ) için kullanılan servisde sisteme erişmeye çalışıldığında “Web service URL malformed”  sorunu sürekli ben buradayım diyor.

Bir programın demosu olurda arada hatalar verir,  bu kafadan her versiyonunda hatalı geliyor, yeni sistem sıfır kurulum, denemediğim yöntem kalmadı.

Biraz uğraşınca çalıştırıyorsunuz ama 328 Mb dan 491 Mb a kadar kod yazıyorsunuz da forumları tıka basa dolduran bu sorunu kafadan neden halledemiyorsunuz ey Vmware diye uzun uzun düşünüyorsunuz.

Neyse Vmware sağlam bir şirket ve ciddi yatırımlar yapıyor.

Eminim ki stabil haline geldiğinde çok faydalı bir ürün meydana gelecek, tabi biz kalp krizinden gitmezsek ;)

Vmware Server iki sıfır’a verdiğim not şimdilik sıfır :)

Değişim sancılı olur, adamlar programın mimarisini kökünden değiştirmişler, sabırsızlıkla bekliyorum.

Googleden bu hata mesajı alıp gelen arkadaşlara şimdilik 1.5 de kalmalarını tavsiye ediyorum.

Centos 64 bit üzerine Vmware Server Kurulumu Vmware ile sanallaştırma

Nisan 20th, 2008 Tarihinde Gönderildi Centos, Sanallaştırma, Vmware | No Comments »

Vmvare Esx Server öyle her sunucuya kurulmuyor. Raid kart dan tutunda ethernet kartınıza kadar bir çok donanımda marka ve model seçiyor.

Lisans ücreti de ayrı bir konu tabiki.

Hal böyle iken hani esx in yönetimsel kolaylıklarının olmayacağı ama Vmware Esx server gibi sağlam bir linux server üzerine ücretsiz bir sürüm olan Vmware Server 1.x versiyonunu kurmak da sizi mutlu edebilir sanırım.

Şimdi sözü fazla uzatmadan Centos 5.1 X86_64 üzerinde Vmware kurarken karşılaştığım problemi ve çözümünü sunumak istiyorum.
Zira bu sorun hakkında kayda değer tam bir çözüm malesef bulamamıştım.

Eğer Centos 64 bit versiyonunu 1. Cd den ve tüm paketlerin kurulumunu iptal edip, kurmak istemişseniz en mantıklı seçimi yaptınız demektir.

Çünkü Server da sadece Vmware çalıştırmak ve gereksiz servisler ile Vmware’in performansını etkilemek istememektesiniz.

Anlatıma Kurulumu yalnızca 1. cd den yaptığınızı var sayarak devam ediyorum.

Öncelikle gerekli olan Vmware server ve web management paketlerini aşağıdaki adreslerden indiriniz.

Vmware donwload sitesi
http://www.vmware.com/download/server/

http://download3.vmware.com/software/vmserver/VMware-server-1.0.5-80187.i386.rpm
http://download3.vmware.com/software/vmserver/VMware-mui-1.0.5-80187.tar.gz

Eğer Rpm ile kurulum yapmak istemiyorsanız
http://download3.vmware.com/software/vmserver/VMware-server-1.0.5-80187.tar.gz

Vmware server’ı linux serverınıza kurduktan sonra windows yüklü bilgisayarınızdan yönetmek isterseniz
http://download3.vmware.com/software/vmserver/VMware-server-win32-client-1.0.5-80187.zip

adresinden gereli olan client programını indirebilirsiniz.

Gerekli olan tüm paketleri yükledikten sonra kuruluma geçebiliriz.

Vmware kurabilmek içinsisteminizde ;

glibc, gcc, gcc-c++, kernel inize göre kernel-headers ve kernel versiyonunuza göre kernel-devel yüklü olması gerekiyor.

X86_64 kurulumda başa bela olan ve forumları dolduran en önemli hata 64 bin kurulumda bazı dosyaların gelmemesidir.

Forumlarda derler ki yum install kernel-headers kernel-devel yükle olay bitti. Amaa öyle değil malesef.

öncelikle;

rpm -qa kernel komutu ile linux çekirdeğinizin versiyonunu öğreniniz ( uname -r )

yum update kernel

Not: yum -y update kernel şeklinde yazarsanız sizden onay almadan kurulumu gerçekleştirir.
Ancak ne kurduğunuzu görmeniz için her yum update yada install işlemini -y parametresiniz yazdım ve Centos reposunu ilk kez kullanacaksa sisteminiz bir kere rpm paketlerinin güvenirliliği için y ve kabul etmek için y yazıp enter a basmalısınız.

shutdown -r now

ile kernel ileçekirdeğinizi son sürüme update ediyoruz, yoksa kernel-headers ve kernel-devel i yüklediğimizde çekirdek versiyonumuz bunlardan geri kalacağı için vmware kurulumunda hata ile karşılaşırsınız.

rpm -qa kernel komutu ile linux çekirdeğinizin güncellenip güncellenmediğiniz kontrol ediniz. (uname -r ) de olabilir.
daha sonra;

yum install glibc gcc gcc-c++ kernel-headers kernel-devel

paketlerini kurunuz. glibc kütüphanesi gcc kurulumu için gereklidir. (Çünkü siz centos’u sadece 1. cd yi kullanarak kurdunuz)

shutdown -r now ile sistemi restart ediyoruz.

Son kez kernel kernel-headers ve kernel-devel paketlerinin bir birleri ile aynı versiyonda olup olmadıklarına bakacağız

rpm -qa kernel*

* parametresi kernel ile başlayan tüm paketleri göstermesini sağlar.

Her kernel kernel-headers ve kernel-devel isimli 3 paketin 3 ü de aynı versiyon numarasını taşımalı.
( Eğer bir tanesi farklı ise onuda aynı versiyon yapmak zorundasınız. Yum remove farklı olan paket adı ile kaldırıp yum installkaldırdığınız paket adı ile yeniden yükleyip restart ve rpm -qa kernel* işlemlerini yeniden deneyiniz )

GELDİK EN CAN ALICI NOKTAYA

32 bit sistemler de de vmware kurulumu için yukarıda anlatılanlar yapılır ve başka bir şey gerekmez ancak 64 bit de sadece yukarıdaki anlatılanları yapıp vmwre i config etmeye çalıştığınız da linux-gate.so.1 => (0xffffe000)
libm.so.6 => /lib/libm.so.6 (0×0034a000)
libdl.so.2 => /lib/libdl.so.2 (0×00305000)
libpthread.so.0 => /lib/libpthread.so.0 (0×0038b000)
libX11.so.6 => not found
libXtst.so.6 => not found
libXext.so.6 => not found
libXt.so.6 => not found
libICE.so.6 => /usr/lib/libICE.so.6 (0xf7fdb000)
libSM.so.6 => /usr/lib/libSM.so.6 (0xf7fd2000)#
libXrender.so.1 => not found
libz.so.1 => /usr/lib/libz.so.1 (0×0030b000)
libc.so.6 => /lib/libc.so.6 (0×001c6000)
/lib/ld-linux.so.2 (0×001a9000)

This program cannot tell for sure, but you may need to

upgrade libc5 to glibc before you can run VMware Server.

Bu şekilde bir hata mesajı alırsınız. ve yapılandırmaya devam edemezsiniz.

Vmware kurmaya başlamadan önce bu hatayı almamak için gerekli olan paketlerin kurulumunuda yapalım.

Bu gıcık sorun bana bu makaleyi yazdırdı. İnternette çözümü de derli toplu bir başlık altında malesef buşunmuyordu.

Bu sorundan kurtulmak için

yum remove libXi libXtst libXt libXrender libXext libX11
paketlerini kaldıralım.

yum install libX11.i386 libXrender.i386 libXt.i386 libXtst.i386 libXi.i386

paketlerini kuralım ve ardından
yum install xinetd

ile xinetd servisini kuralım.

Şimdi VMware i sorunsuz kurmak için gerekli olan tüm işlemleri tamamladık.

Eğer ki Vmware i rpm ile kurmak isterseniz bulunduğu dizine gidiniz ve

rpm -ivh VMware-server-1.0.5-80187.i386.rpm yazıp enter a basınız.

Tebrikler kurulum tamamlandı.

Eğer Vmware server ı tar ile kurmak istersen

tar -zxvf VMware-server-1.0.5-80187.tar.gz

Dosyanın çıkarıldığı dizine gidin ve

./vmware-install.pl komutu ile kurulumu gerçekleştirin.

Vmware bazen yüklü kernel in yolunu bulamayabilir, bulmazsa sorduğunda

kerneliniz değişik olduğundan burdan direkt bir şey söylemek zor ama yolu

ls -d /usr/src/kernels/$(uname -r)/include komutu ile önceden belirtebilirniz.

Şimdi de web yönetim paketini kuralım.

tar -zxvf VMware-mui-1.0.5-80187.tar.gz

Klasöre gidin ve gerekli .pl dosyasını çalıştıtın.

Adım adım onaylayın ve

komut satırın da

vmware-config.pl i çalıştırın.

Sihirbaz sizi yönlendirecektir.

web browser ınızdan https://serveripadresi:8333

şeklinde giriş yapınız root parolanızı kullanabilirsiniz.

Vmware de yeni bir sistem kurmak için web den kurulum yapamazsanız.

Vmware client e ihtiyacınız var. Linux versiyonunu kurulumun yaptığınız makinadan kullanamazsınız çünkü x11 ister onun yerine ağda ki başka bir windows makinaya vmware client i yükleyip, server ın olduğu adres:904 porttan root ve parola ile giriş yapıp yeni istem tanımlayabilirsiniz.

Sorun alırsanız bana e mail ile ulaşabilirsiniz.
Geç cevap alırsanız kızmak yok ;) suat et medyaturk.net

Asterisk voip pbx için, Apstel visual dial plan ile, görsel dial plan oluşturulması

Mart 6th, 2008 Tarihinde Gönderildi asterisk, voip | No Comments »

Apstel visual dialplan asterisk

Asterisk Voip Pbx de dial plan oluşturmak gerçekten de zaman alıyor.

Her bir değişken için onlarca parametre bulunmakta ve ben şahsen bu parametrelerin sık kullandıklarım hariç hiç birisini ezberlemiyorum.
Kaldı ki ezberlesek bile extensions.conf ile sıkça haşır neşir olmadığımızda, parametreler zihnimizden uçup gidiyor.

Zaten linux command ekranında bir editör ile dial plan oluşturmak ve geçerliliğini test etmek çok zor gibi duruyor.

İşte burada keşke bir görsel yardımcımız olsaydı diye iç geçirirken Apstel firması imdadımıza yetişiyor.

Daha önceki yazımda bahsettiğim java dial planner ile kıyas bile edilemeyeceğini düşünüyorum.

Objeleri sürükle bırak ile yerleştiriyorsunuz, her bir değişkenin alacağı parametreleri size söyleyebiliyor ve default gelen parametreleri görebiliyorsunuz.

Extension lar arasında sürükle bırak ile ilişkiler kurabiliyorsunuz.

Asterisk için en iyi iki visual dial programından biri olan Apstel visual dialplan yazılımını buradan indirebilirsiniz.

Bu yazılımı ilk bulduğumda altın madeni bulmuş gibi sevinmiştim, ilk zamanlar bir çok bug bulunmataydı ancak şimdilerde gayet stabil çalışmaktadır.
Programda çalışmayan görseller görürseniz asterisk inizdegidgi ki modülleri kontrol etmenizde yarar var.

Bir sonra ki yazıda open ser ve ser ( sip express router ) için dialplan scripti hakkında bilgi vermeye çalışacağım.

Suat COŞKUN

Asterisk Voip Pbx için dial plan oluşturucu java dialplanner

Mart 6th, 2008 Tarihinde Gönderildi Sun, asterisk, voip | No Comments »

Asterisk için piyasada, bir kaç görsel dial plan oluşturucu bulunuyor.

İçlerinden en kullanışsız olanı ve kurulum gerektirmeyeni dialplanner isimli java tabalı bir yazılımdır.

Sisteminizde sun java yüklü olması gerekiyor.

Ben bunu kullanarak harika dial planlar oluşturabileceğinizi düşünmüyorum, parametreleri elle verdiğiniz için yeni başlayan asterisk kullanıcıları, buradan oluşturdukları dial planları çalıştırabilir ancak değişkenleri(variables) çok etkili kullanabileceklerini zannetmiyorum.

Bu java dial planner ile tanımlayacağınız değişkenlerin alabileceği parametreleri görmek için aşağıda ki adresi kullanabilirsiniz.

http://www.voip-info.org/wiki/view/Asterisk+variables

Küçük uygulamalar için işe yarayabilir ve size bir fikir verebilir ancak, extensions.conf dosyasını export ederken her seferinde mail girmeniz sinirlerinizi bozabilir.

Servetini kendisi elde eden dünyanin en zengin genci kimdir?

Mart 6th, 2008 Tarihinde Gönderildi Genel | No Comments »

İlginç bir başlık oldu, son zamanlarda hobimden (mesleğim) başka herşeyi yazar oldum :)

Amerikan finans çevrelerinin dergisi ”Forbes Magazine” tarafından hazırlanan dünyanın milyarderleri listesinde yer alan 1125 milyarderin toplam servetinin 4,4 trilyon dolar olduğu açıklandı.

Raporda en çok dikkatimi çeken şey ise genç dolar milyarderleri sayısında ki artış oldu.
Amerikan ekonomisinin ha çöktü ha çökecek diye beklendiği şu günlerde 1125 kişi içinden 459 kişinin Amerikalı olması önemli bir nokta.

Listeye baktığımda benim gibi bir genç :) bir iş adamı için önemli sayılabilecek iki şey gördüm.

Servetini kendisi elde etmeyi başaran dünyanın en genç girişimcisi 1,5 milyar dolarlık serveti ile henüz 23 yaşında olan Facebook‘un sahibi ve akıllı çocuğu Mark Zuckerberg listeye direkt 875. sıradaan girmeyi başarmış.

Facebook ile donumuza kadar fişlendik yazımı hatırladım birden :) Devir bilgi devri olmuş. Bilgi para ediyor. Hemde ne para!

Ne para olduğunu şöyle iizah edeyim, geçen yıl listede yer alan Türkiyenin dolar milyarderleri arasında ki Erol Sabancı, Asım Kibar ve Ömer Sabancı bu sene ki listede bulunmuyor :)

Hani bir tarafda sabancı var diyorum diğer tarafda 23 yaşında bir genç var diyorum, o listede diyorum :))

Neyse anlaşıldı sanırım.

İkinci dikkatimi çeken şey ise, 22,9 milyar dolarlık serveti ile dünyanın en zengin kadını olan Loreal kozmetik şirketinin kurucusunun kızı Fransız Liliane Bettencourt imiş.

Neden dikkatimi çekmiş olabilir ki?

Üşenmedim baktım, http://www.google.com/trends?q=Loreal&ctab=0&geo=all&date=all&sort=0 arama motorunda Loreal kelimesi en çok hangi ülkeler ve hangi şehirde araştırılmış diye.
Loreal kelimesi şehir bazında;

  1. Warsaw, Poland
  2. Melbourne, Australia
  3. Helsinki, Finland
  4. Lisbon, Portugal
  5. Istanbul, Turkey

şehirlerinde aratılmış. Bu bir fikir verebilir sanırım. Listede Fransa yok neden çünkü ihtiyaçları mı yok acaba? :)

Listenin %10 u kadınlardan oluşmakta

Listede 35 Türk bulunmakta.

Ayrıntılı bilgi için http://www.forbes.com/forbes sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Eşref Armağan; O bir ressam, o bir sanatçı, o bir kör, o bir teşekkürlü!

Mart 5th, 2008 Tarihinde Gönderildi Genel | No Comments »

Bir gün, değerli bir arkadaşımın gönderdiği mail ile tanıdım Eşref ARMAĞAN’I.

Başlık da kör kelimesini bilerek ve isteyerek kullandım, bu sevgili Eşref ARMAĞAN ve diğer “görme özürlü” insanlarımıza karşı düşüncesizce yazılmış bir kelime değil aksine bilakis aşağıda nakledeceğim görüşlerimden dolayı bir konuya dikkat çekme unsurudur.

Yakınlarda değerli bir arkadaşım Eşref ARMAĞAN ile ilgili, video içeren bir mail gönderdi.
İlk izlediğim de “gözlerime inanamadım”. İngilizce hazırlanmış bir belgesel den alınan bu görüntüler ve yaptığım araştırmalar beni derin bir tefekkür’ün içine soktu.

Doğuştan gözleri görmeyen ressam Eşref ARMAĞAN‘IN biyografisini buradan okuyabilirsiniz.
İngilizce hazırlanmış Eşref ARMAĞAN resmi web sitesine ise buradan erişebilirsiniz.
Sözünü ettiğim belgeselin bir bölümünü buradan izleyebilirsiniz.

Şimdi gelelim böyle bir sanatçı için ve sanatçı olmayan diğer “görme özürlü” insanlarımızı rencide edebilecek “kör” kelimesini kullanma nedenime.

Toplumumuz da;

Kör olana = Görme özürlü, görme engelli, ağma veya kör,
Sağır olana = Duyma özürlü, duyma engelli, sağır,
Vücudu sakat olana = Bedensel özürlü, bedensel engelli gibi tabirler kullanılıyor.

Çok düşündüm, kör, sağır, dilsiz ve sakat olanın “özrü kime”?

Bu “özürlü” kelimesi onların sağlık durumlarından dolayı toplumda zikredilirken belki de sakat kelimesi yerine daha uygun bir kelime gibi gelse de aslında çok da yerine oturmayan bir kelime gibi duruyor.

Engelli kelimesi de aynı şekil de, durumu izah etmede daha yumuşak gibi görünse de içinde derin anlamlar var.
Ben Eşref ARMAĞAN’IN bu başarısını, hayata bağlılığını, ve tüm “özürsüz ve engelsiz” insanlara bir ders olacak eserlerini düşündüğümde, onu anlatmak için hangi kelimeleri seçeceğimi şaşırdım.

Görme özürlü desem ben görüyorum ve gördüğümün resmini çizemiyorum, gördüğüm halde çizemiyorum, ben kimseye özür dilemiyorum da bu durumda olan insanımız kimden özür diliyor?

Görme engelli desem ben görüyorum ve engelsizim de ortada bir engelim yokda bir resim çizmek den acizim, Eşref ARMAĞAN’IN engeli nerede?
Kör desem, körlük bir hakaret sıfatına bürünmüş, bir birimize en küçük bir dikkatsizlik de kör müsün diyoruz. Körle yatan şaşı kalkar gibi abuk subuk deyimlerimiz çok ca kullanılır olmuş?

Gözleri görmeyen bir insan için sanırım âma yada “ağma” demek daha yerinde ama unutulmaya yüz tutmuş.
Sakat desek direkt hakaret gibi algılanacak, biz sakatlığı kafandan sakatlık ya da dalga geçmek için kullanır olmuşuz!

İşte böyle Eşref Armağan ve onun gibilerin hayatlarında ne bir özür, ne bir engel görüyorum. Eğer bir engel varsa o da “engelsizlerin” bencillikleri yüzünden hayatı bu şekilde yaşamaya mecbur olan insanların önlerine koyulan engeller olduğunu düşünüyorum.

Ben Eşref Armağan’ın eserlerine ve hayatına baktığımda, ona sadece teşekkür ediyorum.

Herkes’in sınavı bir değil, herkesin soruları aynı değil bu hayat sınavında. Her sorunun puanlaması da eşit değil, kimisine 100 soru 1 puan kimisine 10 soru 10 puan.

İbret almak! Ben ibret aldım, bana bu ibreti almama yardımcı olan durumumu hatırlatan Eşref bey’e teşekkür ediyorum.

Meseleye farklı bir açıdan yaklaşıp sizleri de düşündürmek istedim.
29 senemi sağlık içinde yaşatan ve bir şeylerin değeri kaybetmeden hatırlatan Allah’ıma hamd olsun. Hamd yalnızca âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.

Sun Microsystems’e Teşekkürler

Şubat 27th, 2008 Tarihinde Gönderildi Hewlett-Packard, Hight Avaibility, Sun | No Comments »

Geçenlerde Sun Microsystem in web sitesinde high performance Cluster çözümleri hakkında bilgi toplarken Solaris Express Developer Edition sürümümün kargo ile ücretsiz gönderildiği duyurusunu okudum ve Media kit Programına katıldım.

Aslında 4 Gb civarında olan bu sürümünü bir kaç saat bekleyerek indirmek de mümkün dü ancak Sun ın bu hizmetini bizzat görmek istedim.

Talebimi yaptıkdan sonra ki ilk 8 saat içinde DVD in kargoya verilmek üzere hazır olduğunu ancak hangi gün ve saatte kargoyu almak için hazır olabileceğimi sordular.

Sanıyorum 10 gün içinde DVD elime ulaştı. Şuan test yapmakla meşgulüm.
Sun’ın pazarlama politikalarını fırsat bu fırsat diyerek test etmek istedim ancak zarfın içinden talebimden başka fazladan hiç bir şey yokdu :)

Fazladan kastım Sun’ın deneme sürümlü ürün deryasından ve broşürlerine dair şeyler işte.

Yine de Sun’a teşekkür ediyorum. Çünkü Sun Microsystems in çözümleri ve ürünleri profesyonellik ve uygulanabilirlik açısından gerçekten de harika.

Hem Sun Microsystems o eski Sun en babası ancak ürünlerinin yanına yaklaşılmıyor biz de nerde o ürünleri alacak bütçe söylemlerini rafa kaldıran yeni suncular ve çözümler ile piyasada kendinden kaynakllı başkalarına kaptırdığı yerini geri istiyor sanıyorum.

Her eve lazım demiyorum ancak her profesyonelik yolunda olana bir Sun çözümü lazım :)

Storagetek firmasını satın aldıktan sonra ki pazar hakimiyetini de hatırlatmak da yarar var sanırım.

Efendim ne dediniz ? Bir DVD aldık diye adamları öve öve bitiremedim mi?

HP durun uzun yazayım da arama motorlları da istifade etsin, Hewlett-Packard gibi ne yedüğü belirsiz ürünler ile tüketiciyi yonulacak kaz gibi gören bir şirket ve ürünleri hakkında neden mi yazı yazmıyorum :)

Yazarız bir gün onu da yazarız. Siz ilk önce bir yazılmışları okuyun :)

Ayrıca http://www.sikayetvar.com/ gibi sitelere sakın aldınıp problemler çözülüyormuş filan zannetmeyin.
Yeni bir şikayet çözüm tekniği olan müşterimiz bu konu hakkında aranmış ve kendisine konu hakkında bilgi verilmiştir diye kapatılıp sözüm ona çözülmüş yüzbinlerce konu görürsünüz.

Geçenlerde Turkcell de yalan ve tüketiciyi adatmaya yönelik yapmış olduğu kampanyada Müşterisini yani beni defaatle arayıp biz sizi aldatmadık sorun sizde diye bilgi vermiş ve bir kaç hafta sonra sessiz sedasız bir sms ile talebiniz üzerine inceleme yapılıp Kontörleriniz geri iade edilmiştir gibi bir yöntem ile hatalarından dönmüştü.

Hight Avaibility ( Yüksek Erişilebilir ) NFS Server Kurulumu (Giriş)

Şubat 12th, 2008 Tarihinde Gönderildi Hight Avaibility, Linux, linux server, load balancing | No Comments »

Bu makalede yüksek erişilebilir ( Hight Availibility ) NFS Server kurulumunun gerekliliğini ele alacağım.

Bir web sunucunuz var ve bu web sunucusunun sürekli erişilebilir olmasını istiyorsunuz.
Web sitelerinizi yayınladığınız sunucunuzda yazılım ve donanım kaynakları problemler meydana gelebilir.
Böyle bir durumda ziyaretçileriniz web sunucunuza erişim sağlayamayacaktır.

Yüksek erişilebilir ( Hight Avaibility ) sistem kurulumları temelde aynı olmasına karşın, bir çok farklı yapı kullanılabilmektedir.

Örneğin web sunucunuzda http, ftp servisleri kullanılıyor olsun.

Ziyaretçiniz sitenize erişmek istediğinde http protokolüne gelen istekler değerlendirilip yine aynı sunucuda bulunan dosyalar (html, php, image vb.) ziyaretçinize teslim edilecektir.

Bu sunucu erişilemez olduğunda devreye girecek diğer sunucunun ana sunucuda ki özelliklere bire bir sahip olması gerekmektedir.

Eğer web hosting firması değilseniz bir iki siteyi diğer sunucuda elle tanımlamak çok zamanınızı almayacaktır, ancak burada sizi bekleyen yegane sorun ilk sunucu erişilemez olduğu için, ilk sunucuda bulunan güncel dosyaların ikinci yedek sunucuda olmadığından sistemin sağlıklı çalışmayacağıdır.

İki sunucuyu hight avaibility çalıştırmak basittir. Ancak ikiden daha fazla sunucu ile Load Balancing ( Yük dağılımı ) yapmak istiyorsanız bu sefer işler hepten karışır.

Mesela bir web siteniz var ve günde on binlerce ziyaretçi alıyor. Tek sunucu ile bu kadar ziyaretçiye hızlı ve kaliteli hizmet vermek çok zor, sizde birkaç sunucu daha yapılandırıp sitenize gelen bu yükü sunuculara eşit olarak dağıtıp çok daha iyi bir servis kalitesi hedefliyorsunuz.

Üç adet sunucu yapılandırdınız, dns aracılığı ile yapabileceğiniz en basit load balanging yöntemi olan round robin ile yükü bu sunuculara eşit dağıtmayı denediniz ancak bir sorun var, birinci sunucuda ki dosyaları ikinci ve üçüncü sunuculara nasıl paylaştıracağız?

Cevap basit, birinci sunucuya bir NFS kuracağız ve diğer sunucular dosyaları birinci sunucudan çekecek öyle mi? Maalesef öyle değil. Çünkü birinci sunucumuz hizmet veremez olduğunda, Ethernet, hdd ve benzeri sorunlar gibi durumlarda diğer sunucularınız da hizmet veremez hale gelecek ve yükü dağıtmanızın hiçbir esprisi kalmayacaktır.

Eğer bize profesyonel bir çözüm gerek diyorsak, sistem aşağıdaki gibi olmalı. Tabi ki bu size birkaç sunucu daha ekleme maliyeti getirecektir ancak, ekonomik ve profesyonel bir çözüm istiyorsak bu yöntemi kullanmamız gerekmektedir.
Örn : www için

            1. Web Sunucu    
Ziyaretçi Bilgisayarı -> İnternet -> Load Balancer -> 2. Web Sunucu -> File Server
            3. Web Sunucu    

Örn : ftp için ( web hosting firmsı iseniz )

Ziyaretçi Bilgisayarı -> İnternet -> Ftp Server -> File Server

yada

Ziyaretçi Bilgisayarı -> İnternet -> Ftp Server -File Server

İşte yapımız bu şekilde olursa hangi sunucumuz bozulursa bozulsun, diğer sunucu dosyaların paylaşımda bulunduğu NFS ( File Server ) dan ilgili dosyaları alacak ve hizmet vermeye devam edecektir. Hata olmayan durumlarda da yük başarı ile dengelenmiş ve maksimum hizmet kalitesi ile hizmet vermiş olacaksınız.

Ana ( Master ) File Server’ımız da çıkabilecek sorunlara karşı 10 sn içinde devreye girecek ikinci bir file server yapısı olduğunu unutmayın. Yani File Server’ımızı da Hight Avaibility yapısı ile çalıştırıyoruz.

Önemli hatırlatma : En basit load balancer yöntemi olan DNS Round Robin ile yük dengelemesi yapmak istediğiniz de hatırınızdan çıkartmamamız gereken en önemli nokta;
Ziyaretçiniz bir www isteği yaptığında dns server’ınız kendisine gelen www isteklerini kendi içerisinde sıraya alıp
örn : www.kurumcell.com sitesi için ilk gelen www istediğini 84.51.37.20 ikincisini 84.51.37.21 üçüncüsünü 84.51.37.22 Ip adreslerine gönderip yük dağılımını gerçekleştirecektir. Ancak bu sırada her hangi bir sunucu erişilemez olduğunda dns server bunu tespit edemez ve gelen istekleri sürekli bu şekilde yönlendirmeye devam eder.
Bu durumda her 3 istek den birisi hizmet veremeyen sunucuya yönlendirilir!
Ziyaretçi web sunucunuza erişemez!

Şimdilik sistemin geneli için en uygun Load Balancing yöntemlerinin anlatılmasını sonraya bırakıyorum.

Sondan başa doğru ilerleyeceğiz. İlk önce Hight Avaibility Çalışan bir NSF kuracağız.
Bu sunucumuzun tek işlevi dosya depolamak ve gerektiğinde diğer sunuculardan gelen taleplere göre bu sunuculara gerekli dosya erişimlerini sağlamak olacaktır.

Sanırım artık neden Hight Avaibility ( Yüksek erişilebilir ) ve Load Balancing ( Yük dengeleyici ) sistemlere ihtiyacımız olduğunu, ve zihnimizde kurguladığımız hizmet kalitesine göre yapacağımız seçimlerimizde bizleri ne gibi problemlerin beklediğini biraz da olsun anlayabildik.

Bir sonra ki makalede debian linux dağıtımı üzerinde Hight Avaibility NFS server kurulumunu anlatmaya çalışacağım.

Özgürlük ve baş örtüsü düşmanı azınlıkçı kadınların 222-A eylemi Anıtkabiri Türbeye çevirdi

Şubat 3rd, 2008 Tarihinde Gönderildi Genel | No Comments »

Birilieri komik ve düşündürücü eylemler yaparsa , birileri de komik ve düşündürücü başlıklar atar!

Şu CHP nin azmine hayranım. Cumhuriyet elden gidiyor diye medya ve malum kişiler ile bir sürü kirli ittifaklar yapıp, Türkiyenin dört bir yanındaan Ankara turları düzenleme vaadiyle, google’ın da uydudan aldığı verilere göre dört milyon kişi toplamayı başarabilen ve seçimde tarihinin en ağır darbesini alan yegane partimiz. :)

Hulki CEVİZOĞLU bile her programında diyor ki nereye gitti bu dört milyon kişi? AKP nasıl %47 oy alır? :)

CHP Ankara ve Anıtkabir gezilerini sevmiş olsa gerek ki, bu sefer de bir kaç sene sonra Cumhuriyetin ne olduğunu bile hatırlayamacak yaşta bir çok kadın ve akrabasına Anıtkabir gezisi düzenlemiş.

Aslında fazla söze gerek yok yukarıda ki resim karesi her şeyi anlatıyor sanıyorum.
Çelişkiler, dengezsizlikler hırla gidiyor.
Baş örtüsünü istemiyorsun da Anıtkabirde o yaptığın ne?
Bayrağımız olması Türkbayrağımız olması seni şirin mi gösterecek?

Bir insanın din ve vicdan özgürlüğü, eğitim hakkı anayasal bir hakken ve bunun engellenmesi yönünde kanun bile yokken, kanunsuz yönetmelikler ile anayasanın üstüne çıkan yasakçı zihniyetlerin koyduğu yasakların kaldırılmasına slogan atan bu gerici akımın tek bir faydasını söyleyebilir misiniz?

Olay tamamen siyasal, Ankaraya dört milyon kişi toplayanlar çoğunluğu ile övünüp duruyordu, ama sessiz çığunluğu hesaba katmadılar!

Şimdi bu sessiz çoğunluk, baş örtüsü zulmünun kalkmasını kendi hür iradesi ile isteyen bu sessiz çoğunluk, sokaklara bir inerse bu özgürlük düşmanlarının kaçacak delik arayacağını düşünmüyorum, zaten amaçları toplumu karşı karşıya getirmek!

Olay siyasi olduğuna göre toplumda cevabını sandıkda veriyor. Cumhurbaşkalığı seçimine CHP nin yanında katılan DYP nin ne olduğu ortada.
CHP de zor kurtuldu. Olan oyuna gelen kadınlara olyuyor diyeceğim ama birşey olduğu da yok, küçük küçük geziler işte!

Bu ne utanmazlıktır, kadının dini inançları gereğince mahrem saydığı saçlarını, boynunu kapatmasını engellemek için bir kadın başında Türk bayrağı ile Anıtkabir de eylem yapıyor, iktidarı Ata’ya şikayet ediyor, içlerinde bez bağlayanlar olmuşmudur bilemiyorum ama o görüntü her ne kadar komik olsada benim içimi acıtıyor.

Yukarıda ki resimde de kadınlarımız, kızlarımız, analarımız var, onlar baş örtüsü ile savaşa cephane yetiştiriyorar dı. Mermi dolduruyorlar, cephede savaşıyorlardı.

Bu iki resim’e baktığımda görsellik ve siyaset adına yobazlaşıp küçük düşen kadınlarımızdan utanıyorum.

Tarih tekerrürden ibarettir, birincisi trajedi, ikincisi komedidir demiş karl max . (Anlayan anladı)

Olay çoğunluğa kalsa bu sessiz çoğunluğa sahip kadınlarımız , mahremine el uzatanları tükürüğe boğar da işde o sessiz çoğunluk da edep var, hakkı da yense sabrediyor.

222A Gelin kadın hakları’nı savunalım!

Şubat 2nd, 2008 Tarihinde Gönderildi Genel | No Comments »

Yurdumun kadın hakları dernekleri Üniversitelerde baş örtüsü özgürlüğü için hazırlanan ana yasa düzenlemesini protesto etmek için 2 Şubat da yani bugün 222A isimli bir eylem’e hazırlanıyor.

222A = 2. Ayın 2’sinde Saat 2′de Anıtkabir’de demekmiş.

Her zaman söylerim bir insanın kendine yaptığını 9 ordu bir araya gelse yapamaz.
Bu kadınların kadına yaptığını da kaç ordunun yapamayacağını söylesek yine de az olur sanırım.

Kadın haklarını savunan dernekler nasıl kadının haklarının gasp edilmesini isteye bilir?

Komedi mi desek trajedi mi? Komedi diyorum komedi Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Cumhuriyet Kadınları Derneği’nin öncülüğünde gerçekleşecek.

Anıtkabir’de gerçekleştirilecek olan bu komik ve bir o kadaar da trajik ve düşündürücü buluşmaya İşçi Partisi Öncü Kadın temsilcileri, Hacıbektaş ve Yükseköğretim Kurumlarına Yardım Derneği,KESK, TMMOB’a bağlı meslek odaları,  Avrasya Kültür ve İşbirliği Lobisi Vakfı, Yerel Yönetim Araştırma Yardım ve Eğitim Derneği, Köy Dernekleri Federasyonu, Anadolu Eğitim Sendikası da destek verecek.

Şimdi gelelim yorumlarımıza…

Eylemi çağdaşlık adına çağdaş yaşamı destekleme derneği ve Cumhuriyet kadınları derneği organize ediyor!
Yukarıda ki ittifak’ı iyice incelerseniz sanırım hızlıca bir çok bağlantı kurabilirsiniz. :)

Kanunsun suç olmaz. Her suçun kanunda bir bir yeri vardır.
Nerdeyse kadınlarımız baş örtüsü taktığı için vatan haini ilan edilecek. Devlet düşmanı ilan edilecek. Hatta ediliyor!

Din ve vicdan özgürlüğü Ana yasa ile teminat altına alınmıştır.
İnsanların çocuklarını istediği dine göre eğitip büyütmeleri ana yasal bir haktır.

Eskiden çok sorulan bir soru vardı, laik misin? müslüman mı?
Gel de cevap ver :)

Kişiler laik olamaz, laiklik bir devet yönetim şekli, idare şekli, müslümanlık bireyin benimsediği bir din.
şimdi müslümanım desen vay devlet düşmanı diyorlar, laik’im desen ama müslümansın nasıl müslüman değilim dersin, arasında ki farkı anlatsan karşında bir duvar var yada kapıya anlatıyorsun, hadi anlattığın kişi kapının kendisi olsa yine anlat ama “kapının dış tokmağı”.
Peki napardık? Gülümserdik :) kibarca içinden seni seviyorum ey insan diyerek empati kurarak gülümserdik :))

Şimdi desen ey insan, ey kardeşim ey vatandaşım, ben devlet düzeni olarak, laik bir düzeni benimsiyorum, laikliği savunuyorum, ancak hiç bir devlet düzeni benim din ve vicdan özgürlüğümü kısıtlayamaz, kaldı ki laik düzen de bunu zaten kısıtlamıyor.Anayasa’da öngörülen hukuk devleti, temel hak ve özgürlüklerin korunması ve güçler ayrılığı ilkesine dayanır. Hukukun üstünlüğü esastır. Yasama işlemleri Anayasa Mahkemesi’nin, yürütme işlem ve eylemleri idari yargının denetimine bağlıdır.

Laiklik ilkesi uyarınca kimse devletin sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandıramaz, siyasal ya da kişisel çıkar ya da nüfuz sağlama amacıyla her ne biçimde olursa olsun dini, din duygularını ve dince kutsal sayılan şeyleri kötüye kullanamaz.( Erbakanın kulakları çınlasın!)
Laiklik bir din seçimine engel değildir! Laiklik devletin sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal temel düzenini dini kurallara göre yönetilmesinin karşısındadır. Bir din seçmiş ve özellikle de Müslümanlığı seçmiş bireylerin yaşamasını var olmasını engelleyen bir düzen değildir.

Laik bir devlette nasıl devlet tarafından yönetilen diyanet işleri başkanlığı olur :)
Camilerin, imamların, müezzinler ataması, alınması, maaşı ve sigortası nasıl devlet tarafından verilir?

Nerde laikliğin? E biz zaten diyaneti, camiyi imamı istemiyoruz ki!
Tamam canım, istemeyin, ama din ve inanç özgürlüğü evrensel bir hak, insanlık hakkı, ülkem de de anayasal bir hak.
Devletimiz bu “din işlerinden” elini çeksin de ülke mezhep, cemaat karmaşasına mı girsin, devletin elinden alalım da heres kendi camisine imam mı olsun? topladığı 300 500 kişiye cuma günü hutbede görüşlerini mi anlasın?

İşte laiklik böyle bir şey, din devlete karışmıyor da devlet mecbur dine karışıyor. Karışmak zorunda. Karışmasa bir İran bir Afganistan olmaz mıyız? Oluruz tabi. Allah C.C nün haşa eli ayağı var, miraçda melekler Allah’ı altın bir tahda taşıdılar diye ehli sünnet itikatının dışına çıkıp Allaha bir beden, el ve ayak yakıştıran, sahabenin mezarını talan eden, Resulullah aşkına el açıp onun aşkına af dileyenlerin ellerine vuran, şirk koşuyorsun diye sapıklığa düşen vehabiler mi yönetir yoksa hakkında ehli sünnet itikadı alimlerin binlerce ciltlik kitap yazdığı diğer sapık mezhepler mi yönetir diyaneti, yönetirse ne olur ortada değil mi?

Neyse biz sözü kadından açtık kadın ile kapatalım.

Günlük hayatta sıkça tanık oluruz.
Kadın kadını çekemez!
Kadın kadıının yuvasını bozar!
Kadın kadının üstüne kuma gelir!
Kadın kadının ana yasal bir hakkı olan din ve vicdan özgürlüğünün ana yasaya aykırı olarak yasaklanması için yürüyüş yapar, Tv lerde ben baş örtülü gerici bir kadın görmek istemiyorum der, hızını alamayan kadınlar da sözüm ona “kadın hakları dernekleri” olarak Anıtkabir’e şikayet için Atanın huzuruna çıkarlar.

Hatıra defterine ne yazacaklar çok merak ediyorum.

Ne yazarsa yazsınlar, kuvvetler ayrılığı diye bir şey var.
Seçilmişler atanmışların üstünde dir.
Ana yasayı seçilmişler toplumun gereksenimlerine göre düzenlerler.
Kimse de ana yasanın üstünde değildir.
Anayasamızın değiştirilemeyecek hükümleri haricinde ki hükümler için Anayasa’da değişiklik yapıla bilmesi, TBMM üye tamsayısının en az üçte birinin yazılı önerisinin bulunması, önerinin Meclis Genel Kurulu’nda iki kez görüşülmesi ve Meclis üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oylama ile kabulü gereklidir. Bu şartlar yerine geldiğinde her şey hukuka uygun işler.
Atanmışları göreve çağırmanın bir anlamı yok sanırım! :)
Yaşasın “başı açık” kadın hakları savunucuları!

Sosyal devlet ilkesi, geleneksel hukuk devleti ilkesini tamamlayan çağdaş bir öğedir. Bu ilke devleti, sosyal yönden zayıf, güçsüz kişileri güçlüler karşısında korumak, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği sağlamakla görevlendirmiştir.

Kadınlarımız edep ve ahlak yoksunu, ana yasal hak gaspçılarının elinde malesef zayıf ve güçsüz düşmüştür.
Bu arada Anayasa’nın değiştirilemeyecek, hatta değiştirilmesi önerilemeyecek hükümleri vardır.
Türkiye Devleti’nin bir Cumhuriyet olduğuna, devlet düzeninin dayandığı temellere, devletin üniter yapısına (laiklik), bayrağının biçimine, ıstiklal Marşı’nın ulusal marş, dilinin Türkçe ve başkentinin Ankara olduğuna ilişkin hükümler, Anayasa’nın değiştirilemez, değiştirilmesi önerilemez düzenlemeleridir.
Bunlardan biri de istiklal marşımız değil midir?

Ben son iki mısrasını buraya yazmak ve hatırlatmak istiyorum.

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Değiştirmek mümkün olsa bu din düşmanları laiklik adına bunu da değiştirmek istemezler miydi?

Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

High Availability ve Load Balancing (Yüksek Erişilebilir ve Yük Dengeleyici Sistemler) Üzerine

Ocak 28th, 2008 Tarihinde Gönderildi Linux | No Comments »

Bu günlerde High Availability ve Load Balancing sistemlere fazlaca merak saldım.

Tabi benim huyumdur, ihtiyacım olmayan konulara eğilmem, ihtiyacım varsa ararştırırım ama öyle böyle araştırma değil, gecemi gündüzüme katarım.

Neredeyse bir haftadan uzunca bir süredir bu iki kavram üzerine okumadığım yerli ve yabancı döküman kalmadı. Herkes bir şeyler yazmış.
İbrahim Tatlıses in değimi ile Azı olan konuşmuş.
Bunlardan çoğunun sağdan soldan çarpma makaleler olduğuna adım gibi eminim.

Şuan sabah 05:30 ve ben okuduğum bir sürü abuk subuk makalenin yazarlarına sevgilerimi iletmekten yorgun düştüm.

Forumlarda, bloglarda, kıyıda köşede bu işi bilen bilmeyen linux köşelerinde adını linux *BSD vs sistemler de uzanamn olarak duyduğumuz bir sürü kişi en basitinden bir hosting firması için hayati önem taşıyan kesintisiz çalışacak sistemlerin nasıl kurulabileceğini, makinalara gelen isteklerin nasıl paylaştırılıp maksimum performans elde edebileceklerini sözüm ona etraflıca anlatmışlar.

Hatta Üniversitede hocalık yapmış IBM gibi bir firmada öğrencisi ile birlikte çalışmış kişilerin bile resmen “sidik yarışı”na girdiklerini de üzülerek okudum.

Benim mesleğim bu değil, benim işim bu değil, ben bunları hobi olarak yapıyorum, onca işimin gücümün arasında oturup etraflıca “olması gerektiği gibi” bir makale yazabilirmiyim bilmiyorum ama olurda günün birinde bir uzmanı google sağolsun diyerek bu makalemi okursa şuna dikkat etsin  örneğin bir web hosting firması için, High Availability ve Load Balancing sistemleri kullanılarak kurulan sistemlerde çeşitli servisler kullanılarak yapıyı ayakta tutmak mümkünde örneğin Apchenin web klsörlerinin config dosyalarının Load Balancing de Round Robin yada diğer  balancing seçenekleri ile diğer makinayı nasıl saniye saniyesine eşitlemişler.

Master sunucu ile nod lar arasında ki replication ı nasıl sağlamışlar.
Ortak Storage ve bu Storage sistemlerin de cluster mimarisi ile çalışması filan söylemde doğruda nasıl yapılırmış bu olay?
Gerçi değil Türkiye de Dünyada bu tür makalelere rastlamak çok zor ama ben bir haftalık ar-ge ile  network raid, Nas server vs bir çok yöntem ile bir kaç düğümlü ancak sağlam çalışan bir cluster yapısı kurabilmiş isem, vaktim olursa A dan Z ye anlatmayı ve insanların yararlanmasını çok isterim, işim bu olmasada.

Son sözüm, hem devet üniversitelerimizden hemde özel üniversitelerimizden UTANIYORUM. Bir Türk olarak utanıyorum.

Adamlar Amerika da, Üniversiteler de öğrenciler tarafından High Availability ve veya Load Balancing  servisler için open source yazılımlar geliştirirken ve bir çok yazılım artık standart haline gelmişken bizde öğretim görevlileri attığı düğümler sayısı (nod) ile öğrencilerine hava atıyor.
Hiç bir üniversitemizde bu şekilde bir çalışma yok, vardı yaptılar eğittiler öğrettiler google indexledi de biz mi bulmadık  :)
Yine ülke sorunlarına girdim. Bana ruj deyin, birşey deyin, olayı yine ülke sorununa getirmek de üstüme yoktur. :)

Benim hobim bilişim, ben hobimi meslek edinmişim, hayatımı hobimden kazanıyorum. Az da kazanmıyorum hani :))
Bir hobim daha var pazarlama Hobilerim sağ olsun.